 |
A tribute
to the memory of the ANZACs
by M. Kemal Atatürk, 1934
(Founder of the Turkish
Republic in 1923)
THE ANZAC
MEMORIAL
Those
heroes that shed their blood
And lost their lives...
You are now lying in the
soil of a friendly country.
Therefore, rest in peace.
There is no difference
between the Johnnies
And the Mehmets to us where
they lie side by side,
Here in this country of ours.
You, the mothers, who sent
their sons from far away
countries...
Wipe away your tears.
Your sons are now lying in
our bosom And are in peace.
After having lost their
lives on this land, they
have
Become our sons as well. |
 |
|
|
|
ANZAC DAY |

T
H
I
S
P
L
A
C
E
T
Ü
R
K
İ
Y
E
Ç
A
N
A
K
K
A
L
E























































|
|
|
THIS PLACE TÜRKİYE
ANZAC DAY |
  |
1 North Beach
Looming over North Beach is the great natural outcrop
of the ‘Sphinx’, so named by the Anzacs who landed here at dawn on 25 April
1915. One of the first waves, the men of the 11th Battalion from Western
Australia, came ashore at dawn beneath the slopes leading up to the flat-topped
peak to the right of the Sphinx, later known as Plugge’s Plateau. Under fire
from the small Turkish garrison that was defending the area, the Australians
struggled up towards the plateau, at times using their bayonets to dig into the
earth and pull themselves forwards. Soon they were at the top and firing after
some Turks who were withdrawing towards a ridge line in the distance. The
Australians were moving inland to what would be a day-long struggle with the
Turks to hold on at Anzac.
-
Enlarge (new window)

- William’s Pier, North Beach, Gallipoli, shortly before
the final evacuation of 19–20 December 1915. After August 1915 the North Beach
area was developed as the major base for Anzac should the British Empire forces
spend the winter of 1915–1916 on Gallipoli. [AWM C01621]
An Anzac who came ashore at North Beach was the ‘Man
with the Donkey’, Private John Simpson Kirkpatrick of the 3rd Field Ambulance.
During the morning of 25 April the ambulancemen established an aid post and
stretcher-bearers scoured the cliffs around the Sphinx for Australian wounded.
‘The Three sections were going for all they were worth’, wrote Captain Douglas
McWhae, 3rd Field Ambulance, ‘they had iodine and field dressings; all splints
were improvised using rifles and bushes. There were terrible wounds to deal with’.
-
Enlarge (new window)

- North Beach and Plugge’s Plateau, Anzac, Gallipoli,
2005. Australian soldiers from the dawn landings on 25 April 1915 fought their
way up the steep slopes of Plugge’s.
After August 1915, North Beach was transformed into a
major base against the possibility of the Anzacs having to spend the winter on
Gallipoli. There were piers, mountains of stores, a tented hospital, a post
office and even a YMCA, complete with so-called ‘comforts’ such as chocolate and
tobacco. The piers of North Beach were major embarkation points during the
evacuation of December 1915, and at 4.10 am on 20 December 1915, Colonel John
Paton, the commander of the ‘Rear Party’, the last man to leave Anzac, departed
from Williams’ Pier, which ran out into the sea roughly from where the bottom
wall of the Anzac Commemorative
|
|
THIS PLACE ÇANAKKALE (BURASI ÇANAKKALE) |
25.April.1915/25.Nisan1915
|
(25.04.2008) Çanakkale Savaşları'nın 93. yıl
dönümü anma etkinlikleri çerçevesinde Gelibolu Yarımadası'nda
bulunan Anzak Koyu'nda "Şafak Ayini" düzenlendi.
Anzak Koyu'nda gece yarısından
itibaren toplanan binlerce kişi, ayininin yapılacağı sabahın ilk
dakikalarını Çanakkale hakkında yapılan çeşitli belgeselleri
izleyerek bekledi.
Resmi heyetlerin alana gelmesi ile başlayan
törende açılış konuşmasını Yeni Zelanda Hava Kuvvetleri Komutanı
Tümgeneral Graham Lintott yaptı. Bu topraklarda 93 yıl önce yapılan
savaşta 30 binden fazla Avustralyalı ve Yeni Zelandalının hayatını
kaybettiğini ifade eden Lintott,"bu sabah Gelibolu'da ve
vatandaşlarımızın hizmet verdiği tüm savaş alanlarında yaralanan ve
hayatını kaybeden herkesi saygıyla anmak için burada toplandık" diye
konuştu.
Törende konuşan Avustralya Savunma Bakanı Joel
Fitzgibbon, Avustralya, Yeni Zelanda, İngiliz ya da Osmanlı
üniforması giydiklerine bakılmaksızın tüm askerlerin buradaki
savaşta gösterdikleri cesaret, sorumluluk ve fedakarlığa hayranlık
ve saygı duyduklarını kaydetti. Tüm askerlerin kendilerinden
istenileni sonuna kadar yerine getirmek için mücadele ettiklerini
ifade eden Fitzgibbon, Gelibolu'ya gelen genç ve enerjik 60 bin
Avustralyalı'nın 8 bin 709'unun, 8 bin 500 Yeni Zelandalının da 2
bin 721'inin hayatını kaybettiğini söyledi.
Savaşta, Türk Kuvvetlerinin daha da büyük bedel
ödediğini söyleyen Fitzgibbon,"bugün onları ve hayatını kaybetmiş
Anzakların annelerine hitaben söylediği meşhur ve teskin edici
sözleriyle büyüklüğünü gösteren büyük askeri lider Mustafa Kemal
Atatürk'ü de saygıyla anıyoruz." dedi.
Yeni Zelenda Dışişleri
Bakanı Peters
Ayinde konuşan Yeni Zelanda Dışişleri Bakanı
Vinston Peters, Dünya'nın dört bir yanından gelen müttefik güçler
ile topraklarını savunan Türk askerlerinin Gelibolu'da kahramanlık
örneği sergilediğini belirterek,"her yıl burada toplanarak
hatırlanmayı hak eden kahramanları hiç unutmayacağımızı göstermek
istiyoruz" dedi.
Peters, 93 yıl önce evlerinden çok uzaktaki bir
ülkenin topraklarına savaşmaya gelen askerlerin evlerine kısa sürede
ulaşmayı beklerken, kendilerini zorlu koşullarda bir mücadelenin
içinde bulduklarını belirterek, bu mücadelede 2 bin 700'den fazla
Yeni Zelandalının vatanlarına geri dönemediğini kaydetti.
Törende, Atatürk'ün Çanakkale Savaşları'nda
hayatlarını kaybeden müttefik güçlerin askerleriyle onların
annelerine hitaben söylediği sözler, iki Türk subayı tarafından
Türkçe ve İngilizce olarak okundu. Avustralya Hava Kuvvetleri din
görevlileri başkanı Murray D. Earl'ın yönettiği ayinde, İncil'den
çeşitli bölümlerin yanı sıra ilahiler okundu. Törende daha sonra
katılımcı ülkelerin temsilcileri tören alanına çelenk koydu. Törene,
Türkiye adına Çanakkale Vali Yardımcısı Ali Partal katıldı.
Tören saygı duruşu, son duaların edilmesi ve
Türkiye, Yeni Zelanda ve Avustralya milli marşlarının çalınmasıyla
sona erdi. Resmi heyetlerin tören alanının ayrılmasının ardından
ayine katılan binlerce kişi de tören alanını gezerek çiçekler
bıraktılar.
| |
|
Dünya savaş tarihinde özel bir yeri olan Çanakkale
Zaferi, vatanı uğruna kanını, canını tereddüt etmeden feda etmeye hazır
evlatlara sahip bir milletin, sonsuza kadar şerefle yaşayacağının katını
olarak anıtlaştı.
Bu destansı savaşta, Türk'ün gücünü ve vatan sevgisini
tüm dünyaya kanıtlayan Mehmetçik, İngilizler'e destek amacıyla Birinci
Dünya Savaşı'na katılan Anzaklar'ın hafızalarında da derin izler bıraktı.
Savaş sırasında yaralı askerlerini, Türk siperine yakın
ve açık bir araziden geçirerek taşımak zorunda kalan Anzaklar, Türk
siperlerinden hiçbir müdahaleye ve atışa maruz kalmadı. Siperlerden başını
çıkararak Anzaklar'ı izleyen Mehmetçik'in bu davranışı, savaş sırasında
gösterilen tam bir insanlık örneğiydi.
Bir dönem Türkiye'nin Avustralya Büyükelçiliği görevinde
bulunan Baha Vefa Karatay'ın, Çanakkale Savaşları'na katılan Anzaklar'ın
anılarını anlattıkları mektuplardan yola çıkarak yazdığı ''Mehmetçik ve
Anzaklar'' adlı kitabından derlenen bilgiye göre, Gelibolu Yarımadası'nda
93 yıl önce 14. Sahra Hastanesinde er olarak görev yapan E.H. Darby, önce
düşman, sonra dost olduğu ülkenin kahramanları Mehmetçiklerle ilgili
düşüncelerini, ''Türk askerleri yalnızca dünyanın en cesur, en iyi
savaşçıları değil, aynı zamanda en centilmen askerleridir'' sözleriyle
dile getirdi.
Savaş başladığında henüz 17 yaşında olan, ancak askere
alınmak için yaşını 21 olarak büyüten Darby, mektubunda, görev yaptığı
hastanenin yakınına yanlışlıkla düşen üç mermi için Türk komutanlığının
açıklama yaparak, özür dilediğini ifade etti.
Çanakkale Savaşları'na Yeni Zelanda 28. Topçu Taburunda
katılan Üsteğmen George D. Shawe da savaştan 44 yıl sonra geldiği Gelibolu
Yarımadası'nda, çarpışmalarda kıl payı kurtulduğu mevziyi bir kez daha
görebilme arzusuyla gerçekleştirdiği gezisinde, farklı duygular içindeydi.
''Türk askeri, Gelibolu'daki kahramanlığını Kore
Savaşları'nda, Birleşmiş Milletler kuvvetleri içindeki mümtaz durumlarıyla
yine göstermişlerdir'' diyen Shawe, Gelibolu ziyaretinde Mehmetçikler'in
torunlarının, kendisinin Avustralyalı bir Anzak olduğunu öğrendiklerinde
gösterdikleri yakınlık ve konukseverliğin, hayatı boyunca unutamayacağı
derin izler bıraktığını belirtti.
MEHMETÇİKLE EL ELE VEREN ANZAK ASKERİ
1 Mayıs 1915'te 1. Avustralya Tümeninin 2. taburuna
takviye için gönderilen askerler arasında yer alan çavuş L.H. Barlett ise
bu savaştan belki en duygusal şekilde ayrılan askerlerden biriydi.
Barlet, Mehmetçik'in 19 Mayıs günü başlattığı büyük
taarruzda, Türkler'in gösterdikleri cesareti ve ''Ya zafer ya ölüm''
yönündeki inancını takdirle izlediklerini ifade etti.
Bu savaştan 5 gün sonra, taraflar arasında yapılan 9
saatlik ateşkeste ölülerin gömülmesine çalışıldığı sırada, Mehmetçik ile
temas etme imkanı bulduklarını ve onlara samimi bir şekilde ''Coni Türk''
diye hitap ettiklerini anlatan Barlet, 6 Ağustos tarihinde Anzaklar'ın
yaptığı taarruzda bacağından yaralandı.
Yaralı bir subayın çantasında bulduğu elektrik fenerinin
ışığında yarasını sarmaya çalışan Barlet, yanına gelen kendisi gibi
bacağından yaralı Türk askeriyle birlikte el ele vererek bulabildikleri
sargılarla diğer yaralıların yaralarını sardılar, kurumuş dudaklarına
mataralarda kalan suları damlattılar.
Barlet ve Mehmetçik, savaşlarda düşman tarafların
askerleri arasında az rastlanabilecek bir centilmenlikle el sıkışarak
ayrıldılar. |
|
Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı Uzun Devreli
Gelişme Planı çerçevesinde 2004 yılında Çanakkale Valiliği'nce ihale
edilerek inşasına başlanan, ancak 2005 yılında Avustralyalıların isteği
üzerine durdurulan, daha sonra müteahhit firmayla çıkan mali sıkıntılar
nedeniyle tamamlanamayan 'Anzak Yolu' projesinde başa dönülüyor.
Çanakkale Valisi Orhan Kırlı konuya ilişkin yaptığı
açıklamada, yolun yapımıyla ilgili alternatif projenin Gelibolu Yarımadası
Tarihi Milli Parklar Genel Müdürlüğü'nce inceldiğini bildirdi.
Proje 2004 yılında başlamıştı
Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı'nın özel bir
yasasının olduğunu ve çalışmaların bu yasa çerçevesinde yürütüldüğünü
söyleyen Kırlı, Uzun Devreli Gelişme Planı çerçevesinde 2004 yılı Kasım
ayında Çanakkale Valiliği'nce ihale edilerek inşasına başlanan Anzak
Yolu'yla ilgili çalışmaların 2005 yılında Avustralyalıların isteği üzerine
durdurulduğunu hatırlattı. Vali Kırlı, Çanakkale Kültür ve Tabiat
Varlıkları Koruma Bölge Kurulu'nun da 19 Temmuz 2007 tarih 3086 nolu
kararıyla, 'Ağırlıklı olarak mühendislik projesi olarak ele alınmış
olması' ve 'Bölgenin özel tarihi önemi ile mimari, peyzaj ve harp tarihi
açısından da ele alınmasının gerekli görülmesi' nedenleriyle Anafartalar
Sahil Yolu olarak da bilinen Anzak Yolu'na ilişkin hazırlanan projenin
uygun olmadığına karar verdiğini kaydetti. Avustralyalılar tarafından
projede 2 metrelik istinat duvarı önerildiğine değinen Kırlı, "Kurul
tarafından bu istinat duvarı, doğal topoğrafya, siluet, bitki örtüsü ve
kıyıdan ön görünüm özelliklerini olumsuz etkileyecek olması, yani bu
duvarın, çıkartmanın gerçekleştiği koyu ve savaşların gerçekleştiği
tepelik bölümde de bozulmalara neden olacağı için revizyon projesine sıcak
bakılmadı." dedi.
Proje sözleşmesi tasfiye edildi
Yapımı 2005 yılında durdurulan projeyle ilgili müteahhit
firmayla ödeme nedeniyle sorunlar yaşandığına dikkati çeken Kırlı, şunları
kaydetti: "2006 ve 2007 yıllarında Anzak törenleri sırasında yolun açık
tutulması için gerekli ilave tedbirleri aldık. Törenlerde yolun açık
olmasını sağladık. Ancak, müteahhit firma yapımına başladığı yolun
parasını istedi. Konu Maliye Bakanlığı Hukuk Müşavirliği'ne intikal etti.
Daha sonra Maliye Bakanlığı Hukuk Müşavirliği, müteahhit firmaya ödemenin
yapılamayacağını bize bildirdi. Biz de 15 Mart'ta müteahhit firmayla
sözleşmeyi tasfiye ettik." Müteahhit firmanın sözleşmeyi şerh koyarak
tasfiye ettiğini anlatan Vali Kırlı, dünya askeri tarihinde denizden
planlı ilk çıkartma harekatının gerçekleştiği 4 kilometrelik Anzak
Yolu'nun tarihi atmosferine uygun, coğrafi özellikleri muhafaza edilerek,
projelendirilmesi için gerekli çalışmaların yapılacağını söyledi.
Alternatif proje inceleniyor
Yolun yapımıyla ilgili alternatif projenin Gelibolu
Yarımadası Tarihi Milli Parklar Genel Müdürlüğü'nce incelendiğini belirten
Kırlı, şöyle konuştu: "Daha sonra proje Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma
Kurulu'na gidecek. Kurul kararından sonra alternatif projenin, Milli
Parklar Genel Müdürlüğü tarafından maliyet hesabını yapılacak, ödeneği
belirlenecek ve ihaleye çıkarılacak. Proje, bu aşamaların tamamlanmasının
ardından uygulamaya geçecek. Bunun için acele etmeye gerek olmadığını
düşünüyorum. Önemli olan yolun, geçmişteki tarihi atmosferini koruyarak,
yapılmasıdır." |
|
Gelibolu çıkarmasının görüntüleri
bulundu
Anzakların Gelibolu
çıkarması sırasında çekilen görüntüler ortaya çıkarıldı.
Avustralya'da yayımlanan The Daily Telegraph
gazetesinin internet sitesinde yer alan haberde, Gelibolu
çıkarmasına dair bilinen ilk görüntüleri içeren 45 saniyelik filmin,
İngiliz savaş muhabiri Ellis Ashmead-Bartlett tarafından çekildiği,
görüntülerin 93 yıl sonra tesadüfen ortaya çıkarıldığı belirtildi.
Avustralya Savaş Anıtları Kurulu tarafından
gelecek haftaki Anzak Günü'nden önce yayımlanması beklenen
görüntülerde, Avustralyalı genç askerlerin kamp kurma çalışmalarıyla
Suvla Koyu'ndaki İngiliz kampının yer aldığı belirtildi.
Kurul yetkilisi Stephanie Boyle, 1938'de satın
alınan ve iki tarihçinin farklı bir amaç için geçen yıl yaptığı
araştırma sırasında tesadüfen bulunan görüntülerin birleştirilerek
film haline getirildiğini söyledi. Boyle, "Gerçekten beklenmiyordu.
Bulunması çok şaşırtıcı. İlk kısım, Anzak Koyu'ndaki kamptan
görüntüler içeriyor. Oldukça huzurlu bir sahne. Film, daha sonra,
İngiliz askerlerin konuşlandığı Suvla koyundaki askeri üssün
görüntüleriyle devam ediyor" dedi.
Birinci Dünya Savaşı'nın en
önemli cephelerinden birisi, kuşkusuz, Çanakkale olmuştur.
18 Mart 1915-9 Ocak 1916
tarihleri arasında cereyan eden Çanakkale Savaşları, Türk
kahramanlığının anıtlaşmış örneklerinden birisidir. Osmanlı İmparatorluğu'nu safdışı bırakmak,
Rusya'ya yardımda bulunmak ve Balkan ülkelerini kendi taraflarında
savaşa sokmak üzere zamanın en modern silahlarıyla donatılmış ve
dünyanın dört bir tarafından gelen askerlerden oluşan birleşik bir
filo, Türk Boğazlarını önce deniz yoluyla geçmeye çalışmıştır.
Deniz yoluyla amacına ulaşamayacağını anlayan bu güçler, 25
Nisan 1915 tarihinde Gelibolu Yarımadası'na bir kara harekatı
başlatmışlardır. Yarımada'nın kıyılarında ve sarp yamaçlarında
mertçe ve kahramanca çarpışılmış, yüzbinlerce genç yaşamını
yitirmiştir. Ağır bir yenilgiye uğratılan yabancı askerler Gelibolu
Yarımadası'ndan geri çekilmek zorunda bırakılmıştır.
Türkler için bir ölüm-kalım savaşı olan Çanakkale
Savaşları'nın tarihimizde mümtaz bir yeri bulunmaktadır.
"Bu memlekette
kanlarını döken kahramanlar;
Burada bir dost ülkenin
topraklarındasınız. Huzur ve sükun içinde uyuyunuz. Siz
Mehmetçiklerle yan yana, koyun koyunasınız. Uzak diyarlardan
evlatlarını harbe gönderen analar: Göz yaşlarınızı dindiriniz.
Evlatlarınız bizim
bağrımızdadır. Huzur içindedirler ve huzur içinde rahat rahat
uyuyacaklardır. Onlar, bu topraklarda canlarını verdikten sonra
artık bizim de evlatlarımız olmuşlardır."
Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk, Gelibolu
Savaşların'da hayatlarını kaybeden ve Anzaklar olarak bilinen
Avustralya ile Yeni Zelanda askerleri hakkında 68 yıl önce bu
sözleri sarfetmiştir.
Tarihteki diğer savaşlardan farklı olarak
Çanakkale Savaşları savaşan taraflar arasında zaman içinde sağlam ve
kalıcı bir dostluk kurulmasına yol açmıştır. Avustralya ve Yeni
Zelanda açısından başarısızlıkla sonuçlanan ve binlerce gencinin
yaşamını yitirdiği Gelibolu çıkartmasının başladığı 25 Nisan tarihi
bu ülkelerde her yıl artan bir ilgiyle kutlanmaktadır. Bu tarih,
Avustralyalılar ve Yeni Zelandalılar tarafından Ulusal Anzak Günü
ilan edilmiştir. Çanakkale Savaşları Avustralya ve Yeni Zelanda'nın
milli kimliklerinin oluşmasında önemli bir rol oynamıştır.
Bu nedenledir ki, Çanakkale Savaşları,
tarihimizde olduğu kadar, Avustralya ve Yeni Zelanda halklarının
tarihlerinde de bir dönüm noktası oluşturmaktadır.
Her yıl 25 Nisan tarihinde Çanakkale'nin Anzak
Koyu'nda Çanakkale Savaşlarını anma törenleri düzenlenmektedir.
Avustralya ve Yeni Zelanda başta olmak üzere İngiltere, Fransa,
Kanada, İrlanda, Hindistan, Pakistan ve hatta Almaya'nın da büyük
önem atfettiği bu törenlerin bu yıl 87'ncisi düzenlenmiştir.
Törenlere, hemen her sefer olduğu gibi bu yılda Avustralya ve Yeni
Zelanda'dan üst düzey katılım olmuştur. Binlerce turistin izlediği
törenlere, Avustralya Genel Valisi Peter Hollingworth, Avustralya
Başbakan Yardımcısı John Anderson, Avustralya Deniz Kuvvetleri
Komutanı David Shackleton, Avustralyalı bazı parlamenterler ile Yeni
Zelanda Çevre Koruma Bakanı Sandra Lee de katılmışlardır.
Birbirlerine uzak coğrafyalarda yaşayan Türkler ve Anzakların savaş
koşullarında dahi centilmence başlayan ilk karşılaşmaları, bugün
karşılıklı saygıya dayanan bir dostluk bağına dönüşmüştür. Bu bağ
Türkiye'nin Avustralya ve Yeni Zelanda'yla ilişkilerinin her alanda
daha da ileri düzeylere çıkartılması ve derinleştirilmesi için
sağlam bir temel oluşturmaktadır. Bugün, bu dostluk temeli ikili
ilişkilerin karşılıklı sevgi ve güven duyguları içinde
geliştirilmesini olanaklı kılmaktadır. Çanakkale Savaşları'nın
günümüzde vurgulanması gereken en önemli özelliği, Türkler ve
Anzakların son derece olumsuz koşullarda başlayan ilk karşılaşmaları
ve verilen yüzbinlerce kayba rağmen, birbirlerine karşı nefret ya da
düşmanlık duymamalıdır. Şiddet, kan ve acı dolu onca güne rağmen,
Türkler ve Anzaklar arasında Savaş içinde başlayan, takdir ve
saygıya dayalı olumlu duygular gelişmiş
bulunmaktadır. |
|
|
Aylar süren hazırlıklardan
sonra Müttefik Donanması 18 mart 1915 günü Çanakkale Boğazını geçmek
için büyük bir deniz harekatına girişti ve başarısız oldu. Biz bu
günü Çanakkale Şehitleri Anma günü olarak kutluyoruz. Hemen
hitamında Boğaz yolunu denizden açamayacağını anlayan ihtilaf
devletleri, Gelibolu yarımadasını işgal ederek top bataryalarımızı
susturmak, mayınlarımızı temizlemek maksadıyla büyük bir çıkarmanın
hazırlığına başladı ve 25 Nisan 1915 sabahı 2’si Arıburnu
bölgesinden, 5’i Sedülbahir bölgesinden olmak üzere, toplam 7 koldan
çıkartma yaptı. İşte bu gün, Avustralya ve Yeni Zelanda’lılar
tarafından Anzak (Avustralya ve Yeni Zelanda Ordu Birlikleri) Günü
olarak kutlanmaktadır. |
|
Savaşın nihai galibi tabi ki Türklerdir. İhtilaf
devletlerinin çıkarma yapmaktaki amacı, Gelibolu yarımadasını işgal
etmek ve donanmalarını Marmara’ya güvenle sokmaktı. Bu amaçlarına
ulaşamadılar. Çıkmayı ve tutunmayı başardıkları yaklaşık 1 km.lik
kıyı şeridinde 8.5 ay savaştılar, onbinlerce kayıp verdiler ve
çekildiler.
Böyle bir mağlubiyetin kutlanmasındaki amaç ne,
diye düşünebilirsiniz.
Başlangıç çıkarmasının bir başarı addedilip,
addedilmeyeceği tarihçiler, savaş stratejistleri ve konunun
uzmanları tarafından çok tartışılmış ve çeşitli değerlendirilmeler
yapılmıştır. Ama esas olan şudur ki, Anzak Günü, bir zafer günü
kutlaması değildir. Anzak günü, Avustralya ve Yeni Zelanda
uluslarının İngiltere güdümünde girdikleri bu savaşa ait, hiç
tanımadıkları Anadolu topraklarında verdikleri canlar için, “neden”
ve “niçin” sorularını kendilerine sordukları, ulusal bilinç
kıvılcımını yaktıkları ilk günün kutlanmasıdır. Toprakları için
savaşan Mehmetçiğin karşısında, Atatürk’ün ifadesiyle, mertçe
savaşmışlar, yenilmişler, fakat, bir millet, bir ulus olmanın
bilincine kavuşmuşlardır. İşte kutlanan budur...
Savaş sırasında anavatanını savunan Mehmetçik
karşısında, henüz vatan kavramının ne anlama geldiğini bilmeyen
Avustralya ve Yeni Zelanda askerleri, çok kısa bir süre sonra
karşısındaki Mehmetçiğin haklı savaşının farkına vardı ve ondan hiç
bir zaman nefret etmedi, kin duymadı. Aynı şekilde, Mehmetçik de
karşısındaki ANZAK askerinin zavallılığını hissetmişti. Onlar
İngiltere’nin politik emellerinin birer kurbanıydı. İşte bu
duygular, savaşa taraf uluslar arasında, dünyanın en kanlı
muharebelerinden birinde gırtlak gırtlağa savaşmış olmalarına
rağmen, köklü bir dostluğun kurulmasını sağlamıştır.
Bu savaş, Erol Mütercimler’in deyişiyle, “Gündüz
birbirlerine kurşun sıkıp, gece kıt aşları ile mataralarındaki suyun
son damlasını paylaşan, karşılıklı siperlerden çikolata, sigara,
meyve değiş tokuş eden”, yaralı düşman askerlerini sırtlayıp, karşı
cepheye taşıyan; yaralıya, hastaya kurşun sıkmayan, kaybettikleri
arkadaşlarına omuz omuza mezar kazan, düşmanken dost olan ulusların
savaşıdır... “belki de bu, dünyanın hiç bir yerinde görülmemiş ve
görülmeyecek “ bir istisna savaştır... Bu savaş, Çanakkale
Savaşıdır...”
1934 yılında, ki savaşın üstünden henüz 19 yıl
geçmiştir ve savaştan dönenlerin hemen hemen tamamı sağdır. Anma
günü nedeniyle o günün İçişleri Bakanı Şükrü Kaya Çanakkale’de bir
konuşma yapacaktır. Konuşma metni bizzat Mustafa Kemal Atatürk
tarafından hazırlanır. İşte bu, Çanakkale Şehitlerine, Çanakkale’de
evlatlarını kaybetmiş bütün uluslara hitaben kaleme alınmış o ünlü
konuşmadır.
“Burada yatan aziz şehitlerimiz! Sizi hürmetle,
saygıyla anıyoruz. Burada rahat ve huzur içinde yatınız. Siz
olmasaydınız, siz göğüslerinizi çelik kalelere siper etmeseydiniz,
bu boğaz aşılır, İstanbul işgal edilir, vatan toprakları istilaya
uğrardı...
Bu memleketin toprakları üstünde kanlarını döken
kahramanlar! Burada bir dost vatanın toprağındasınız. Huzur ve sükun
içinde uyuyunuz. Sizler Mehmetçiklerle yan yana, koyun koyunasınız.
Uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen
analar! Göz yaşlarınızı dindiriniz. Evlatlarınız, bizim
bağrımızdadır. Huzur içindedirler ve huzur içinde rahat rahat
uyuyacaklardır. Onlar, bu toprakta canlarını verdikten sonra artık
bizim evlatlarımız olmuştur... “
İşte bu konuşma dünya basınında geniş yer bulmuş,
çok olumlu tepkiler almış ve uluslar arasındaki dostluğun
pekişmesine vesile olmuştur.
Bu gün, Melburn Müzesinin en müstesna köşesinde
57. Piyade Alay sancağı sergilenmekte olup, altındaki plakette
şunlar yazılıdır.
"Bu alay sancağı , Gelibolu savaş alanından
getirilmiş , ama esir edilememiştir. Çünkü , Türk ordusunun milli
geleneklerine göre , bir alayın sancağı , alayın son eri esir
edilmeden teslim alınamaz. Bu sancak, sonuncu muhafızın da altında
ölü olarak yattığı bir ağacın dalında asılı olarak bulunmuştur.
Kahramanlık timsali olarak karşınızda duran bu Türk alay sancağını
selamlamadan geçmeyin"
Genel Kurmay Başkanlığı söz konusu sancağın 57.
alaya ait olup olmadığını doğrulamamaktadır. Ama bunun ne önemi
vardır? Sancağımız dost bir milletin emaneti altındadır. Onlar da
bize onbinlerce evladını emanet etmiştir. Her iki ulusun
emanetlerine yeterince saygı gösterip, sonsuza kadar sahip
çıkacaklarından şüphemiz yoktur…
|
25 Nisan 1915
günü, River Clyde ’dan Ertuğrul Koyu’ndaki çıkarmayı gösteren,
H W Wilson ve J A Hammerton’ın (editörler) 1916 yılında
Londra’da basılan The Great War adlı kitabının 7. sayfasında
yer alan illüstrasyon. Çıkarmanın bu hayali canlandırımı,
Munster Piyadeleri ve Hampshire Alayının askerlerini, buharlı
geminin yanlarındaki özel kesilmiş kapılardan dışarı fırlarken
gösterir. Orijinal planda askerler, gemiyle sahil arasında
mavnalardan oluşturdukları köprünün üzerinden geçerek sahile
ulaşacaklardı. Gerçekte, mavnalar sahile ulaşmadı ve
düzinelerce asker mavnaların üzerinden geçmeye çalışırken,
denize düşerek
öldüler. |
| Avustralyalı The Age gazetesi, 3
ANZAC askerinin 93 yıl önce çektikleri ve bugüne kadar saklı
kalmış fotoğrafları yayınladı. Gazetenin haberine göre
Türkiye’nin bile nerede olduğunu bile bilmeyene 3 Yeni
Zelandalı arkadaş George Downes, Arthur James Cook ve Henry
James Low, 1915 yılında ANZAC birlikleriyle Çanakkale’ye
geldi. Üçlü, burada savaşın perde arkasını fotoğraflarla
belgeledi... |
|
|
|